Genellikle yaşamlarının önemli bir bölümünde kısa süreli ilişki yaşayan, daha çok fiziksel beraberlikleri olmuş erkek danışanlarımın, bir gün "aşk" a düştüklerinde, sudan çıkmış balık gibi ne yapacaklarını şaşırdıklarını, nasıl davranacaklarını bilemediklerini, endişeye kapıldıklarını, kaybetme korkusunu çok yoğun yaşadıklarını görüyorum.
Birini tanımaya yakın durdukça, karşınıza çıkacak olan yeni durumdan hem heyecan, hem kaygı duyarsınız. Kendimizi bir ilişkiye bıraktığımızda, gerçek anlamda bir yakınlık oluşur,
sadece bedensel bir yakınlığın arkasından gelen duygu, boşluğun sesidir. Birbirini tanımayan iki kişinin, sevişme sonrası yaşadığı yabancılaşma bu nedenledir.
Erkekler duygusal ilişkilerinde daha önce hiç tatmadıkları coşkuyu, huzuru, adanma isteğini, birine birşeyler vermenin hazzını ve nasıl değiştiklerini anlattıklarında benim de gözlerimin içi parlıyor... Neden mi? Kendileri için çok iyi birşey yaptıklarını düşündüğümden...
Artık bundan etkilenmeksizin çıkamayacaklarını biliyorum, bundan sonra hep bu tadı arayacaklarını biliyorum, artık o kadar korkmadıklarını ve birini sevmeye ve birilerinin onu sevmesine izin verdiklerini biliyorum ve CESARET GÖSTERDİKLERİNİ biliyorum.
Üzülüp, kırılabilme riskine karşı cesaret gösterebilme...
Arka arkaya yaşadığı kısa süreli veya tek gecelik ilişkilerin arkasından bir erkek danışanım; "O kadar hızlı yaşıyordum ki, hemen hemen herşeyi denedim ama giderek daha mutsuz oluyordum, hatta bir ara panik atak yaşadım. Hiçbir şey zevk vermemeye başladı, herşeyin ....nu çıkartmıştım." diyerek anlattığı durum, yukarıda bahsettiğim "yakınlık" ihtiyacının öneminin özeti gibi.
Tabii ki bu türde yaşanan bir ilişki de yani paylaşımların yoğun olduğu, sürekliliği olan, sevdiğiniz ve alıştığınız, değer verdiğiniz kişi ile olan ilişki, devam etmeyip birgün bitebiliyor. İşte ne olursa ondan sonra oluyor.
İşinde başarılı, daha önce kendi doğrularına göre yaşayan ve hayatını devam ettiren erkek danışanlarımın; ciddi bir sarsıntı geçirdiğini, alkol kullanımını artırdığını, iş veriminin düştüğünü, uykusuzluk ve "yaygın kaygı bozukluğu" gibi bazı psikolojik sorunlar yaşadığını görmekteyim.
Kayıp duygusunu çok ağır yaşadıklarını gözlemliyorum. "Bir daha böyle bir ilişki yaşayabilecek miyim?", "Yalnız kalmak istemiyorum." düşünceleri kendilerini esir alıyor.
Aslında kayıp duygusunu bu kadar şiddetli yaşamalarının nedeni, daha önceleri bir savunma durumu olarak duygusal ilişkileri aşağılamaları ve bundan kaçınmaları. Eğer olması gereken zamanlarda ilişkilerde derinleşmeye izin verseler, risk alabilseler, yüzleşmekten kaçmasalar, bu kadar hazırlıksız yakalanmayacaklar. Ayrılık olacaksa yine üzülüp, yine yas tutacaklar ama bunu normal sürecinde yaşayıp atlatacaklar.
Sonuç olarak, bu süreci sıkıntılı geçiren danışanlarım ile birlikte bu süreci; kendisini anlama, bundan sonraki ilişkilerinde yeni bir anlayış kazanma ve güçlenme hedefine yönelik olarak çalışıyoruz.
Afyon etkisi yaratan yaşantılardan uzaklaşıp, yaşadığınızı hissetmeye doğru giden yolun önemli duraklarından birisi olan bu dönemler, inanın çok kıymetli...
YASAL UYARI: salihligazetesi.com, Gökçe Medya’ya ait olup, yine tarafından işletilmektedir. İçeriği telif hakları ve ticari marka kanunları tarafından korunmaktadır. Bu sitedeki hiç bir haber ve fotoğraf kopyalanamaz, çoğaltılamaz, içeriğinden alıntı dahi yapılamaz. Yapanlar hakkında ise yasal işlemler başlatılacaktır.